Esinti kadar kısa sürüp, terk eden hislerden.

       Hiç iyi değilim anne. Dün izlediğim sinema filminden tut, ardından görüştüğüm yıllardır tanımadığım insandan aldığım övgülerden tut, sana anlatamadıklarıma getir ve anlamaya çalış lütfen. Ve gerçek anlamda yorgunluğun bitkinliğini hissediyorum omuzlarımda. Anlaşılamamak hala koysa da eksik olduğumu düşünmeye başlasam da yettirememek hayatı akıldan geçenlere ve gönlün arzularına ayak uydurmaya çalışırken uyuşmazlıkların sarhoşlukları alıp götürse biz olmaya çalışmak hala ilk gördüğün umut ışığına sığınarak çaresizliklerinle; acı pek acı. Ve inan şarabından tad alamadığın zaman gerçekten uzaklaşmaya aracın kalmadığı zaman tokatı yediğinde o kadar etkili oluyor ki hissedemiyor, hislerinin seni terk ettiğine şahit oluyorsun ve değil yasını tutmak acısını bile yaşayamıyorsun hislerin yok olduğundan. Gıdım kalmışken aklının da terk edişine. Ama anlayabildiğim tek tük şeylerden bi tanesi de beklentilerimizi kısmamız gerektiği. Kapasitemizi daraltamasak da beklentilerimiz bizi mahrumiyerlere sürüklüyor. Boşversene sen neyini neyden kimden kısabiliyorsun ki zaten.


29 Haziran 2011/1:25-1:30
İstanbul

Yorumlar

Popüler Yayınlar