Kendini Bilmek
En basit örneği anılar, kişiler, nesnelerden çok müziklerdir bizi geçmişimizden net bir sahneye götüren. Saniyelik her nota geçmişten saatleri getirir gözünün önüne. Ve o zaman geçmişteki halinden de yola çıkarak önce şaşkınlığını üstünden atmaya çalışır ardından gelecekte geçmişi nasıl temsil etmen gerektiğini düşünürsün. Ama bilirsin ki sen artık o hatırladığın sen değilsin. Ve bu korkunç uçurum seni korkutsa da artık ne yapman gerektiğini bilirsin. Başını avuçlarının içine almak istersin ama tutarsın kendini, değiştin ya sen hani. Bikaç saniye geçmeden başını avuçlarının teslim aldığını görürsün. O gencecik, körpecik ve bir o kadar da temiz duygularına geri dönebileceğini sanırsın. Hani şarkı da aynı şarkıdır ya, hani zaman da aynı zaman; yine haziran. Ve derinlerde yine aynı beklentilerle sen, yine aynı boşluk. Evet aynı olan yalnızca zaman, şarkı ve beklentiler. Peki ya biz? Elbette ki aynı değiliz. Olmak da istemedik. Çünkü istesek de hayatımıza girecek kişileri biz seçmiyorduk. Yaşanacakları yazıp, tasarlayıp hayata geçiren bizler değildik. Her ne kadar yönlendirmeye çalışsak da ''olacaklar olacak birgün nasılsa.'' Yeter ki farkına varabilelim bizden aldıklarının ve bize eklediklerinin. Hiç kimse de bilmez seni senden başka.
1 Temmuz 2011
İstanbul
1 Temmuz 2011
İstanbul



Yorumlar
Yorum Gönder