İnsan



İzlenimler yüzeysel bir örtü oluştururlar, daha derin bir başka gerçeğe ileten görünmez yollar buraya açılır gibidir. Düşünme eylemiyle, o yüzeyleri sağlam kıyı toprakları gibi geride bırakıp, insana somut destek noktaları vermeyen örümcek ağı gibi bir öğenin içine atıldığımızı duyarız.

Biz kendimize güvenerek ilerleriz, ağırlıktan yoksun kalıpların yer aldığı havadan bir ortamda; biz kendi çabamızla boşlukta asılı kalmayı başarırız. İçimizden sipsivri bir kuşku dürter: En ufak sarsıntımızla her şey yıkılacak, bizi de birlikte alaşağı edecektir sanki. Düşüncelere daldığımızda, ruhumuz her türlü gerilime dayanmak durumundadır; insanın tüm benliğini kaplayan, acılı bir çabadır bu.

Düşüncelere daldığımızda, fikir yığınları arasından bir yol açarız kendimize, kavramları birbirinden ayırt ederiz, bakışlarımızla birbirlerine en yakın duran kavramlar arasındaki görünmez yarıktan içeriye süzülür, her birini yerli yerine koyduktan sonra, bir daha birbirlerine karışmalarını önleyecek görünmez kıskaçlarla tuttururuz. Ondan sonra, artık siluetlerini apaçık, pırıl pırıl sergileyen idea'ların doğasında gönlümüzce gezip tozabiliriz.

Neyleyim ki o çabayı gösteremeyen kimseler de vardır yeryüzünde; idea'lar ülkesinde kürek çekmeye zorlandıklarında zihinsel bir deniz tutmasına uğrayan kimseler. Girift olmuş kavramlar sürüsü onların yolunu keser. Hiçbir yandan çıkış yolu bulamazlar; çevrelerinde yoğun bir karışıklık, dilsiz, boğucu bir sisten başka şey göremezler.

Tarihsel Bunalım ve İnsan / s.125

Yorumlar

  1. Milan kundera / Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği kitabından alıntıdır.Nedense aklıma getirdi.




    Peki, ağırlık gerçekten nefret edilmesi, hafiflik de göz kamaştırıcı mıdır?
    Yüklerin en ağırı ezer bizi, onun altında çökeriz, bizi yere yapıştırır bu ağırlık. Öte yandan her çağda yazılmış aşk şiirlerinde, kadın erkeğin bedeninin ağırlığı altında ezilmeyi özler. O halde yüklerin en ağırı aynı zamanda yaşamın sağladığı en şiddetlil doyumun da imgesidir. Yük ne kadar ağır olursa, yaşamlarımız o denli yaklaşır yeryüzüne, daha gerçek daha içten olur.
    İşi tersten ele alırsak, bir yükten mutlak biçimde yoksun olmak insanoğlunu havadan hafif kılar; göklere doğru kanat açar insan, bu dünyadan ve dünyasal varlığından ayrılır, yalnızca yarıyarıya gerçek olur, devinimleri önemsizleştiği ölçüde özgürleşir.
    Hangisini seçmeli o halde? Ağırlığı mı, hafifliği mi?

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar